WhatsApp Image 2021-01-02 at 21.53.08.jp

Işıldayan kemikleriyle yeni tür: B. rotenbergae


Bu minik canlı, turuncu bir kabak kurbağası. Bir inçten (2,54 cm) daha kısadır ve yalnızca Brezilya'nın Atlantik Ormanı'ndaki Mantiqueira Dağları'nda yaşar. Onu bu kadar sıradışı yapan şeye, kemiklerinin UV ışığı altında parlıyor olmasına gelin biraz daha yakından bakalım.





Atlantik Ormanı’nın şu an kapladığı alan, bir zamanlar kapladığı alanın yalnızca dörtte biri kadar olsa da 11.000’den fazla tehdit altındaki türe ev sahipliği yapmaktadır. Orada yaşayan amfibilerin %90'ından fazlası bu ormana özgüdür ve dünyanın başka hiçbir yerinde yaşamazlar. Bu küçük kurbağa, bu ekosistemin ne kadar çeşitli ve benzersiz olduğuna dair bir başka kanıt daha. Ve hala yeni kurbağa türlerini keşfetmekte olduğumuz gerçeği, yok ettiğimiz biyomlar hakkında ne kadar az şey bildiğimizi kanıtlıyor.




Çeşitli kabak kurbağası türlerinin (Brachycephalus spp.) hepsi oldukça benzerdir, ancak Mantiqueira sıradağlarındaki alışılmadık özellikler sayesinde birbirlerinden ayrılırlar. Dağ silsilesi boyunca yüksek irtifada ve nemde büyük değişimler vardır, bu da çok çeşitli habitat türlerini ortaya çıkarır. Bölgede yaşayan bitkilerin büyük çeşitliliği, varyasyonu daha da büyük hale getirir.


Keşfedilen bu balkabağı kurbağası, başka bir kabak kurbağası türüyle neredeyse aynı görünüyor (kriptik tür). Yaprak çöplerinin arasında saklandıkları için fark edilmesi zor olan bu minik kurbağayı kuzeninden ayırt edebilmek hemen hemen imkansızdır. Ancak bir herpetolog iseniz, sırtında onu kuzeni Brachycephalus ephippium'dan ayıran soluk lekeleri fark etmiş olabilirsiniz. Yeni kara kurbağası B. rotenbergae de küçük bir kurbağa ve ikisi de floresan kemiklere sahip. Floresan kemiklerin hangi işlevi yerine getirdiği şimdilik gizemini koruyor ancak uzmanlar bunun iletişimle bir ilgisi olabileceğini düşünüyor.



Genellikle kabak kurbağası olarak bilinen Brachycephalus cinsi, (Fitzinger, 1826) orman yaprak çöpleri arasında yaşayan ve en çok gün ışığında aktif olan kriptik ve aposematik türlere sahip minyatür kurbağalardan oluşur. Kriptik tür tanımı, farklı oldukları bilinse bile morfolojik özelliklerine bakılarak ayırt edilmesinin güvenilir olmadığı türler için kullanılır. Aposematizm ise bir av hayvanının olası yırtıcılara kendini avlamanın veya yemenin tehlikeli olduğunu duyurmasını sağlayan adaptasyondur. Aposematik sinyaller hem yırtıcı hem de av için faydalıdır, çünkü her iki tarafın da zarar görmesini önler.


Son on yılda, araştırmacılar bu kurbağaların çeşitliliğini ve biyocoğrafyasını daha derinlemesine incelediler. Sonuç olarak, endemik Brachycephalus türlerinin sayısı, özellikle son beş yılda tanımlanan 15 türle birlikte önemli ölçüde artmıştır. Şu anda, bu cins için, çoğunluğu üç gruba ayrılmış 36 tanımlanmış tür vardır: B. didactylus grubu (dört tür.), B. ephippium grubu (12 tür) ve B. pernix grubu (19 tür).


Keşfedilen yeni türün adı: Brachycephalus rotenbergae sp.


Vücudun genel rengi parlak turuncudur. Soluk koyu lekeler veya gölgelerle birlikte, sırtın arka planından daha koyu kafatası ve kafa sonrası plakalara sahiptir. Gözleri tamamen siyahtır. Diğer Brachycephalus türleri gibi, Brachycephalus rotenbergae sp. UV el feneri (395 nm dalga boyu) ile arkadan aydınlatıldığında floresans yaparlar. Morfolojik karakterlere (özellikle osteoloji ve kafa şekli) ve kısmi mitokondriyal DNA gen dizilerindeki (16S) ıraksamaya dayalı olarak B. ephippium tür grubunun tüm türlerinden ayırt edilebilir. Yeni tür, genetik olarak B. margaritatus'a ve morfolojik olarak B. ephippium'a benzer. B. ephippium'dan kafatası ve post-kraniyal plaklarda koyu soluk noktalar, sırt kasları üzerine dağılmış siyah bağ dokusu varlığı, parotik plaka morfolojisi, daha küçük burun-vent uzunluğu ve % 3 genetik mesafe ile ayırt edilebilir.


Peki lüminesans olayı nasıl gerçekleşiyor?



Fotolüminesans

Fotonların emilmesiyle indüklenen ışıldama, yani fotolüminesans, uyarılmış durumdaki bir atom, molekül veya kristalden gelen bir elektronun daha düşük enerji durumuna geçmesi bunu yaparken bir foton yayması durumudur. Floresans, ultraviyole (UV) gibi kısa dalga boyu aralığındaki fotonların, florofor taşıyan bir molekül tarafından emildiğinde ve daha uzun dalga boylarında yeniden yayıldığında ortaya çıkan özel bir fotolüminesans durumudur.


Karasal türler arasında, floresan son zamanlarda kuşlar, örümcekler, kurbağalar ve bukalemunlarda tanımlanmıştır. Gözlemcinin görsel aralığına ve hassasiyetine bağlı olarak, floresan desenler UV olmayan ışık altında görünen renk desenlerinden farklıysa, floresan; bir bireyin arka plana karşı genel olarak görünürlüğünü artırabilir, kamuflaj görevi görebilir veya hayvan hakkında ek bilgi sağlayabilir.


Balkabağı kara kurbağaları, Brezilya'nın Atlantik ormanında yaşayan küçük anuralılardır. Tüm türler günlüktür ve B. ephippium ve B. pitanga gibi birçok tür toksiktir ve parlak renklidir (sarı, turuncu veya kırmızı). UV-A spektral aralığı (λ = 365-390 nm) içinde aydınlatma altında, bu iki tür, turuncu cilt üzerinde küçük lekelerden oluşan parlak, beyazımsı lekeler olarak görünen, görünür aralıkta belirgin emisyon modelleri gösterir. Bu desenler, normal aydınlatma altında insan gözüyle ayırt edilemez.


Brachycephalus rotenbergae sp. örneklerinde dorsal kalkan şekli (A-D) ve siyah bağ dokusu (E-F) miktarına bağlı varyasyonlar.

Mikro-bilgisayarlı tomografi ile iskeletin üç boyutlu modellemesi, floresan desenlerin, onlarca kemik tüberkülünden yapılmış plakalar oluşturan, kurbağaların başları ve sırtlarındaki dermal kemikleşmelere karşılık geldiğini göstermektedir. Floresan desenler, her iki cinste de mevcuttur ancak dermal ossifikasyonun (kemikleşme) henüz görülmediği en genç bireylerde yoktur.

Tam gelişmiş dorsal plakalı bireylerde floresan sarımsı görünürken, alt yetişkinlerde ve gençlerde floresan mavimsi görünür. Bu, muhtemelen yetişkinlerde kemikleşmiş dermis üzerinde biraz daha kalın bir epidermal tabakanın bulunduğunun göstergesidir.


Baş ve sırtın floresan bölgelerinin histolojik bölümleri, kemikleşmiş dermal plakaların hem B. ephippium hem de B. pitanga'da çok ince bir epidermis tabakasının hemen altında olduğunu ortaya koymaktadır. Dermal ossifikasyonun üzerindeki epidermis, floresansın dışarıdan görülebileceği yerlerde 7 μm, tüberküller arasında 40-140 μm kadar incedir. Her iki Brachycephalus türü de melanoforlardan yoksundur.

Melanoforlar, amfibilerin epidermisi ile dermisi arasında yer alan ve özellikle UV15-17 gibi kısa dalga boyları gibi ışığın geçişini engelleyen koyu pigmentli hücrelerdir. Kemikli tüberküllerin üzerindeki epidermal tabakanın inceliği ve melanofor eksikliği, kemik flüoresansının kabak kurbağalarında dışarıdan görülebilmesini sağlar.


 Goutte et al, 2019, Scientific Reports.
Balkabağı kurbağalarında floresans

Kurbağalar 365-385 nm (UVA) ışıkla aydınlatıldığında kemik floresansı maksimum seviyede olur. Hazırlanan iskeletlerin bu koşullar altında incelenmesi, floresansın kabak kurbağalarının başındaki ve arkasındaki kemikli tüberküllerle sınırlı olmadığını, tüm iskelet boyunca meydana geldiğini ortaya koymaktadır. Dahası, kemik yapıları içinde floresans homojen değildir: kemiğin periferik kısımları kortikal kemikten daha fazla floresan ışıldar. Kimyasal olarak, canlı hayvanlarda kemik floresansı büyük ölçüde kollajene ve özellikle de içindeki aromatik amino asitlere (triptofan, fenilalanin ve tirozin) atfedilir.


Atlantik Ormanı'nda yaşayan kurbağa türlerine bir yenisini daha eklemek önemsiz görünebilir. Ancak, araştırmacıların ağaçları kestiğimizde ve yoğun çalılıkları budadığımızda ne kadar kaybettiğimizi tam olarak anlamasını sağlayan şey bu kataloglamadır. Korunan bir alanda yaşayan bu kara kurbağaları mutlaka risk altında olmasalar da, bu bölgedeki birçok tür ciddi şekilde tehdit altındadır. Barındırdığı hayvanlarla birlikte ormanlar ortadan kaybolurken bile, biyologlar telaş içinde listeye yeni keşfedilen türleri eklemeye devam ediyorlar.


Yazar: Sarah Chodosh/ Popular Science

Çeviren ve editör: Ceren Oğuz/ Biyokrat

 

KAYNAKÇA

[1] Nunes I, Guimarães CS, Moura PHAG, Pedrozo M, Moroti MdT, Castro LM, et al. (2021) Hidden by the name: A new fluorescent pumpkin toadlet from the Brachycephalus ephippium group (Anura: Brachycephalidae).

[2] Goutte S, Mason M.J., Antoniazzi M.M., .Jared C, et al. (2019) Intense bone fluorescence reveals hidden patterns in pumpkin toadlets.

[3] Condez TH, Monteiro JPC, Haddad CFB. Comments on the current taxonomy of Brachycephalus (Anura: Brachycephalidae). Zootaxa. 2017;4290: 395–400.

[4] Pie MR, Ribeiro LF, Bornschein MR. Is the taxonomy of Brachycephalus (Anura: Brachycephalidae) in need of rescue? A reply to Condez et al. (2017). Zootaxa. 2017;4350: 587–589. pmid:292455



20 görüntüleme0 yorum